Hayırlı Ramazanlar...


Yine yeni bir ramazanın kollarına bırakıyoruz kendimizi... Belkide yeni biri olmak adına. Yeni bir anlama kavuşmak, yeniden yeni bir değer kazanmak, yeniden yeni olan kendimizi tanımak ve kendimizle kucaklaşmak için...

Unuttuklarımızı hatırlamak, yabancılaştıklarımızla tekrardan bir araya gelmek ve hayatın ramazan olduğunu hatırlayarak ömrümüze bereket katmak için usulca sığınıyoruz Ramazan rahmetinin altına... Ahdi yeni olandan güç kazanıyoruz, ahdimizi yeniliyoruz... Ve takvaya ermek, hayatımızı bu takva üzerinde sürdürmek için tüm nefsi isteklerimizi bir kenara koyuyoruz... Tüm rahmani isteklerimizi ise istekli bir Yaratıcımız olan Rabbimize sunuyoruz...

Sonra muhabbetlerimize ailece muhabbet katıyoruz iftar ve sahurlarımızın heyecanında... Kaybolan sevgi bağlarını birbirine tutuşturuyoruz dakikaların/saniyelerin ötesinde... Yüreklerimizin aç kısmını doyuruyoruz, aç geçen her anımızda... Sabrımızı sınıyoruz sabırsızlığın gölgesinde, açlığımızı sınıyoruz, açsızlığımızın gölgesinde...

Bununla birlikte mutluluklarımıza camileri ekliyoruz... Camilere hızlı koşan yüreklerin birlikteliğinde eritiyoruz ikicikli duygularımızı, secdelerin derinliklerinde sorguluyoruz aldığımız her bir nefesin hakkını... Teravihlerde soluyoruz ümmet olmanın haklı sevincini...

Ve Kur'an'a sarılıyoruz tüm bunların ardından... Bizi kendimize tamamlayacak vahyin sıcaklığına bırakıyoruz kendimizi... Vahye tutunuyoruz, vahiyle tutunuyoruz Ramazana...Öyleyse ne yalanlayabiliyoruz Rabbimizin nimetlerini, ne de nankörlük edebiliyoruz gururumuza yenik düşerek...

Sonra sevinçlerimizi bayrama dönüştürüyoruz, hayat devam ediyor, hayat Ramazanlaşıyor... Biz bunu yine unutuyoruz..

Belki de bu sevinçleri tekrardan yaşamak için unutuyoruzdur, ya da unutturuluyoruzdur...

Öyle değil mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vicdansız İnsanlığımız

Unutma, "an" ki unutulmayasın...