İstanbul'dan yine İstanbul'u...



Güneş yalarken sırtını, ben sadece resmine bakarım uzaktan…
Dinlerim sesini, sessizliğime katarım… İçimdeki çığlığın yansımalarını paylaşırım soğuk şehirde… Adımlarımda söndürdüğüm öfkelerim gelir aklıma, sonra kulağımda aynı müziğin bir başka tonu… 
***
Bulutlar kuşatırken gök-yüzünü, yağmura hasret okutan kalb-i yağmurların düşer yüreğime...
Usulca, incitmeden varlığımın bamteline dokunur adımların...
Sarp dağlarda olmasa da esen rüzgarda yitiririm tüm dengemi...
Nefes nefese...
Hû...
***
Tam ortasından yürürken hayatın...
İlk kar tanesinin efsunlu büyüsünde öğrenirim sevmeyi...
Sevmeyi, kendini bulmayı, başkalarınca yok olmayı...
Tüm cesaretimi korkaklığıma yatırır da kaçarım...
İzlerim uzaktan...
***
İzlemek...
Bir eşsiz müziğin arkasına saklanarak, sinsice...
Ve dahi ürkekçe...
Muhteşem bir manzaranın kıyısından...
Denizden...
Senden...
Yine seni...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vicdansız İnsanlığımız