Kayıtlar

Mart, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Kırılan Oyuncak: 3.5 TL"

Resim
İzlemek bir lezzet… Seyreylemek, bir şeylerin var olduğuna şahitlik etmek ayrı bir mutluluk veriyor insana. Tüm kaygılardan uzak, sadece izlemek ve bir şeyleri vesile ederek, her an her şeyi oluş sürecinin iklimine taşımakta olan ve yokluktan varlığa çıkaran Yaratıcıyı hatırlamak…
Otobüs yolculuklarım, genelde araya pencere girmesine rağmen, dışarıyla en çok irtibat kuruduğum mekânlar olmuştur. Otobüs içerisinde, koltuklarına kurulmuş ya da ayakta durduğunu fark edemeyecek kadar dünyalık kaygıların ağırlığı altında kalmış, kimi yüzlerin asık, kimilerinin kaygılı ve kimilerininse hüzünlü haline tanık olmaktansa, varlığın o eşsiz korosuna dâhil olmak… Bu bana daha anlamlı gelmiştir her zaman.

İşte o anlardan birinde, bir mağazada yer alan yukarıdaki yazı dikkatimi çekti: “Kırılmayan oyuncak 3.5 TL…” Oyuncakları yakından görme şansım yoktu ve ilk aklıma gelen şey, “ne güzel kırılmayan oyuncak yapmışlar” cümlesi olmuştu. Aslında kırılmayan oyuncak fikri gerçekten de orijinal bir fikirdi. …

Asrın'la muhabbete devam... (Sen Bir Kelebeksin asrın...)

Resim

Rachel Corrie...

Resim
Konup göçtü alemden sesin,

Bir baharın dirilişi gibiydin sen.

Bize her an baharı hatırlatan...Her Mart'ta baharı dirilten...

Bahar, sarı saçlarının arasına yerleştirdiğin gülümsemen oldu bize.

Vicdan, dozerlerin altında ezilen hayatın...

Bir Filistin kızıydın sen, bir Filistin...

Korkusuzca bir şeyler yapmak için ses verdin, sesi oldun sessizlerin.


Kıvrılan bakışların toprağın canını acıttı... Can verdin, can kattın canını feda edenlerin kanlarıyla suladığı toprağa...

Sen hiç düşünmedin kendini, hiç...

Sen senin gidişine bile bir el sallayamadın, elveda diyemedin kendine,

Son nefesine son sözlerini sıkıştıramadın.

Oysa biz ancak son nefesinle aynı nefesi aldığımızı hatırladık,

Kendi nefesimiz gibi kullandık nefesini, seni kendimizden saydık...

Bize hakkını helal eder misin?

Biz seni hâlâ anlayamadık,

Sıcak yuvandan uzaklara gitmeni ve cesurca karşı koymanı zalimlere, anlayamadık...

Yarın boynumuza sarılıp "neden?" demenden o kadar korkuyorum ki...

"Neden bıraktı…

"Asrın" ile muhabbet..

Resim
Ey "Asrın!"
Kadere inanmak için ne kadar sorgularsan sorgula bu hayatı, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını..
Bil ki mutmain olman için önce kaderin sana inanması gerekir...
Ve bil ki kader sensin.. 
Ey Asrın, asra ait ol ismin gibi... Kendine ait ol... 
Kendini tanı ve kendine iman et, ben dediğinde sesin gür çıksın...

Ki,
O'na şahitliğin ve imanın sönük kalmasın...

Bir Kar Akşamı...

Resim
İstanbul’a kar yağıyor… Beyazıt’taki kule kırmızıya boyanıyor… Bazı gönüllerde sevinç, bazı gönüllerde öfke beliriyor… Kiminin adımları sıklaşıyor, kiminin ki yavaşlıyor…
İstanbul’a kar yağıyor… Usulca, incecik, kırmadan ve dökmeden hiçbir şeyi… Narince, öyle ki yerleri kaplayamıyor, örtemiyor üzerini tüm şehrin…
İstanbul’a kar yağıyor… Düşünceler ısınıyor, hatıralar bir fon müziği eşliğinde zihinlerde belirirken, soğuk, dudaklarda mırıldanan belli belirsiz sözcüklerin belini büküyor.
İstanbul’a kar yağıyor… Gece bir başka yaklaşıyor insana. Koynuna aldığı fırtınayı sakinleştirmeye çalışıyor. Ürkütmemek için çırpınıyor yürekleri. Vakit leyl, şahit oluyor insan…
İstanbul’a kar yağıyor… Meraklı bakışlar pencerede toplanıyor. Sokaklarda kayan adımlara subhanallahlar eşlik ediyor. Bunu kayan bilmiyor, pencereden bakan kendine şaşırıyor.
İstanbul’a kar yağıyor… Bir dostun muhabbeti kokuyor sayfalarda… Bir dostun yerine şahit oluyor bakışlar… Bir dostun yerine ağlamak istiyor gözler……