Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

G/özlerdeki Pencere

Resim
Pencerenin önünde şiir yazan gözler… Hayatlarını gönülleriyle anlatan umut işçileri… Nice açık, puslu ve kapalı duyguyu kirpiklerine korkuluk niyetine asan bir çift göz… Onlar pencerelerine yansıyan hayat filminin yönetmenleri.Senaryosunu kendi elleriyle yazdıkları kalın kitabın, tek kişilik, uzun cümleleri.  Bilinmedik bir hayatın öznesi onlar. Tükenmiş hayallerini hatırlayan anı defterleri... Ölümün ardı sıra koşturan hayat çobanları… Pencere, dünyayla kurdukları irtibatın tek kaynağıydı. Seslerini, gözleriyle duyuran suskun direnişçi gibilerdi. Cümleleri slogan niyetine pencere korkuluklarına, kanatlarına tuttururlardı.Sevgilerini pencere önü çiçeklerle büyütürlerdi. Bir başka duyarlardı o yüzden. Bir başka görürlerdi, görülürlerdi. Bir başka severlerdi… Ne zaman tıklatılsa pencereleri, yüreklerindeki ıslaklığın gözlerinde kümelendiğini görülürdü. Bir bekleyen olmanın zorluklarını anlatırdı hıçkırıkları. Nice hayatın hikâyesini çizerken, aslında nefeslerindeki hırıltıda donuklaşan, bekle…

Biz, yokluğa taş fırlatan...

Resim
Biz, yokluğa taş fırlatan... Ne ibrahim olduk sevgide, ne ismail olduk teslimiyette Biz yokluğa taş fırlatan... Ne Musa olduk iki denizde yok olan, ne balık olduk iki denizde dirilen Biz yokluğa taş fırlatan, Ne Nuh olduk karada gemi yapan, ne çift olduk gemiye kabul edilen, Biz yokluğa taş fırlatan, Ne Zekeriya olduk Meryem'i koruyan, ne Meryem olduk İsa'ya adanan, Biz yokluğa taş fırlatan, Ne Yakup olduk bekleyen, ne de Yusuf olduk özlenen, Biz yokluğa taş fırlatan, Ne koşarak bir şehre geldik soluk soluğa, ne de öğütlere kulak verdik Biz yokluğa fırlattık tüm taşları, Yok olmaya, Yokluğa, Yani olmaya, ölmeye...

Biz... Bir kar tanesi...

Resim
bir kar tanesinde saklı hayattı bizimkisi, düşüşümüzden ikimizin de haberi yoktu,
ne düştüğümüzü bildik ne de düştüğümüz yeri
ne sevdiğimizi bildik, ne de sevildiğimizi
biz bir kar tanesiydik,
tek bedende can çekişen acılarımızın üzerini örttük hep,
uykuda geçen yıllarımıza aldandık sürekli,
rüyalarımızdaki hayallere kandık bilerek,
biz bir kar tanesiydik,
savrulduk her rüzgarla
kırıldık, savunmasız kaldık, tükendik
kaçtık güneşten
saklandık yağmurdan
biz bir kar tanesiyle neleri de bildik
ey nefsim
bu kaçıncı hayıflanmaktır payımıza düşen
bir kendimizi bilemedik
bir kendimize dönemedik
bir kendimize düşemedik
bir kendimizi pak edemedik
biz bir kar tanesiydik,
ve eriyip gittik 
an'da vardık
an'da yok olduk
...

Hislerin Ugultusu

Resim
ve hasret kaybolduğu zaman  göz bebeklerinde bile unutulmaya başlanır öz eklerine tutunamayan sevgi sevgi-m, sevgi-n, sevgi... çıplak bir senfoninin karmakarışık nağmeleri arasına bırakılır  tüm hezeyanlar saf ve muğlak hem saf hem muğlak iki denizin tam ortası  hem musa hem hızır hayatım yek parça
binbir pareye ayrılan hem hakikat hem hayal ne hakikat ne hayal
ne de sevgi...

Güler Duman- Oy Beni...

Resim
Bazen bir şarkı canınızı acıtır, bazen kırık hatıraları tamamlar zihninizde, bazen tınısıyla ruhunuzu size fark ettirir, bazen sözleriyle umutlarınıza umut katar...
Bu öyle bir parça mı bilmiyorum, yüreğimi acıtıyor ama, hasretime hasret katıyor,
uzaklıkları kapatıyor, bundan eminim "cana teni değdiriyor..."