Bir Kar Akşamı...
















İstanbul’a kar yağıyor… Beyazıt’taki kule kırmızıya boyanıyor… Bazı gönüllerde sevinç, bazı gönüllerde öfke beliriyor… Kiminin adımları sıklaşıyor, kiminin ki yavaşlıyor…

İstanbul’a kar yağıyor… Usulca, incecik, kırmadan ve dökmeden hiçbir şeyi… Narince, öyle ki yerleri kaplayamıyor, örtemiyor üzerini tüm şehrin…

İstanbul’a kar yağıyor… Düşünceler ısınıyor, hatıralar bir fon müziği eşliğinde zihinlerde belirirken, soğuk, dudaklarda mırıldanan belli belirsiz sözcüklerin belini büküyor.

İstanbul’a kar yağıyor… Gece bir başka yaklaşıyor insana. Koynuna aldığı fırtınayı sakinleştirmeye çalışıyor. Ürkütmemek için çırpınıyor yürekleri. Vakit leyl, şahit oluyor insan…

İstanbul’a kar yağıyor… Meraklı bakışlar pencerede toplanıyor. Sokaklarda kayan adımlara subhanallahlar eşlik ediyor. Bunu kayan bilmiyor, pencereden bakan kendine şaşırıyor.

İstanbul’a kar yağıyor… Bir dostun muhabbeti kokuyor sayfalarda… Bir dostun yerine şahit oluyor bakışlar… Bir dostun yerine ağlamak istiyor gözler… Bir dostun yerine kabarmak istiyor deniz… Bir dostun yerine…
İstanbul’a kar yağıyor… Bir yerlerde güneş var… Her bir yerde bir şahadet… Her bir yerde diriliş… Her bir yerde vuslat… Her bir yerde ayrılık… Kendine kavuşan ayrılıyor, kendinden ayrılan kavuşuyor… Ayrılıklar ayrı bir güzelleşiyor, vuslatlar ayrı bir…

İstanbul’a kar yağıyor… Sıcacık evinde oturanlar, soğukta donanların hesabını nasıl veririm diye düşünmekten aciz…

İstanbul’a kar yağıyor… Bahar, karla geliyor… Çiçekler kardelenin açmasıyla seviniyor. İlk defa kardelen alkışlanıyor. İlk defa aleme diriliş fısıltısı vermek… Ne güzel…

İstanbul’a kar yağıyor… Benimse yüreğime hasret… Bilmiyorum… Bu sözlerin ve düşüncelerin sonu…
İstanbul’a kar yağıyor… Allah yaptıklarımız yüzünden bizi helak etmiyor. Şükretmek için bir vesile kar, beyaz felaket diye anılıyor. Herkes kendi felaketini görmezden geliyor…

İstanbul’a kar yağıyor… Birileri sadece konuşuyor, birileri sadece duyuyor, birileri sadece görüyor, birileri sadece kokluyor ve birileri ise sadece dokunuyor… Eriyor dokunan, yankılanıyor duyan, izleniyor gören, kendine geliyor koklayan ve şükür niyetine dökülüyor dualarla konuşan…

İstanbul’a kar yağıyor… Hiç bitmesin istiyor bu satırların sahibi… Hiç son bulmasın bu haylazlık… Gökyüzü yine olmaz zamanda olmaz bir çocukluk yapsın, istiyor… Sadece istiyor…

İstanbul kar olup yağıyor… Dosttan habersiz…

Yorumlar

  1. hümeyra özdemir15 Mart 2011 18:55

    "bahar, karla geliyor.."
    mart ayında yağan bu güzel kara yakışan bir cümle arıyordum ben de.. evet işte bu! :)
    ve tabi ki bu kadar cümle içerisinde beni taa içerden etkileyen bir cümle : "gökyüzü yine olmaz zamanda olmaz bir çocukluk yapsın.."
    gökyüzüne dahi çocukluk yakışıyor..
    ve "dost" ağırlığındaki bu yazıya Ali Ural'ı ekleyeyim..
    "Sevgili Dost;
    bu sene mart kapıdan değil, pencereden baktırıyor..
    şairlerin penceresinden!"

    devamla..selamla..

    YanıtlaSil
  2. kar..

    Ne de özlemişim, kısacık da olsa düşüşü yüreğime, uzun bir heyecan yükledi ve gitti..

    Baharı bıraktı ardında, bir selam verdi ve gitti işte..

    Ben buradayım ağlamasıydı bir çocuk misali, hani unutup başka bir şeylerle uğraştığında ağlar ya çocuk, öyle işte, ben buradayım dedi..

    Şimdi bahar, âlem yeni bir dirilişe uyanıyor,
    gözlerim etrafımdaki heyecanlara odaklanıyor..

    Ölüm ne de güzelmiş diyorum, diriliş ne de güzel..

    Bir daha ki 'kar'a çıkar mıyım bilmiyorum ama bu hayatımda unutamayacağım bir kâr oldu, elhamdulillah..

    teşekkürler hümeyra kardeşim, dua ile inş..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vicdansız İnsanlığımız